Eski Kırım


Vatan KIRIM

Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde, Akmescit’e 90 km, Kefe’ye 30 km mesafede 11.000 nüfuslu küçük bir kasabadır. Akmescit – Sudak karayolunda Karasubazar’ı geçtikten sonra Sudak’a doğru giden ana yolda, sola kıvrılan Starıy Krım tabelasını takip ederek bu tarihi şehre ulaşılmaktadır.

Eskiden bir ilçe merkezi olan Eski Kırım şu anda İslam Terek (İslam Direk / Kirovsk) rayonuna bağlı bir kasaba durumundadır. Ruslar tarafından Staryi Krym veya Starıy Krım olarak anılır.

Eski Kırım civarındaki köyler şu şekildedir;

Akçora-Vakuf (Zelenogorskoe / Zalenogorskoe), Cuma Eli (Privetnoe / Orehovka), Kışlav (Kurskoe), Köktebel (Planerskoe), Nayman (Abrikosovka), Salı (Gruşevka), Tsürihtal (Zolotoe Pole), Çelebi Eli (Yastrebki / Plodovoe), Şeih Mamay (Şeyh Mamay / Ayvazovskoe).

Tarih

Eski Kırım, tarihte Solhat adıyla bilinmektedir. Kırım Hanlığı’nın kurulduğu ilk yıllarda, Bahçesaray’dan önceki başkent olan Solhat şehri Ortaçağ’da zengin bir ilim ve kültür merkezi konumundaydı. Ebü’l Fida 14. yy’da Solhat’ın önemini belirtmek için, eserinde ondan “Kırım’ın başşehri” diye söz etmekteydi.

Evliya Çelebi Eski Kırım Kalesi diye Solhat'ı anlatır. Buna göre; Akmescit şehrinde ikamet eden Kalgay Sultan’ın yönetimindeki Solhat; «Alçak dağlar arasında düz bir yerdedir. İmaretleri beş mihraptır (camidir), ikisi cum'a (büyük), diğerleri mahalle mescitleridir. Şehir içinde iki tekke, iki medrese, bir sıbyan mektebi, bir han, yirmi adet kiremitçi ve testici dükkânı vardır. Ulu Cami kapısında (Bu mübarek mescit Ulu Han Mehmet Özbek Giray Han zamanında yapılmıştır) yazar. Minber üzerindeki kitabe Mengli Giray Han'ın olup 918 (1512) tarihlidir. Bu camiin mihrabı önünde yer alan İnci Bey Hatun Medresesi'nin kapısı üzerinde (Bu medrese Mehmed Giray Han zamanında, Kılburun Bey Kızı İnci Hatun tarafından yaptırılmıştır. 733 (1332)) yazılıdır. Tâhir Bey Tekkesi'nin kapı kitabesinde yaptıranın adı boş bırakılmıştır. Fakat bu tekke - mescit yapıldığı vakit şu tarih yazılmıştır : (Bu binayı 825 (1421) Cemâziyelâhir'de Şeyh Ali el-Bakri yaptırdı) Kefe kapısı yakınında Hacı Mehmed Camii'nin kapısı üzerinde, (Bu mübarek mescit, Sadi Giray Han zamanında 807 (1404) Receb'inde yapıldı) yazılıdır. Çarşıya yakın Hacı Ömer Camii'nin kapısında, (Bu mescit, 661 (1262) Zilkâdesi'nde Buharalı Hacı Ömer tarafından yaptırıldı.) yazılıdır. Çarşı içinde Paşa Hatun Mescidi vardır. Kemâl Ata Sultan Hazretleri'nin mezarı yanındaki çeşmenin tarihi 1057 (1647) ve (Kemâl Ata ruhu için Fatiha) olarak yazılıdır. Bu eski şehirde daha nice imaretler, binalar vardır ki halâ yeni gibi durur, ama yarasa ve kargaların, baykuşların yatağı olmuştur. İnşaallah yine mâmur olur.»

Evliya Çelebi'nin satırlarından, daha 17. yy'da Solhat (Eski Kırım) şehrinin kısmen terk edilip sönmeğe yüz tuttuğu anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi, Ulu Cami veya Özbek Han Camii'ne bitişik medresenin 733 (1332)'de Kılburun Bey Kızı İnci Hatun tarafından camiden onsekiz yıl daha sonra yapıldığını da belirtiyor. Duvar örgülerinin ve ek yerlerinin incelenmesi bu durumu belki doğrulayabilir. Ayrıca 661 (1262) tarihli Buharalı Hacı Ömer Camii'nden söz ediliyor ki bu, Altun Orda genel valileri zamanında yapılan camiin, 17 yy'da henüz ayakta olduğunu göstermektedir.

Martin Bronevskiy Eski Kırım’dan; “Eski zamanda yapılan yüksek ve kalın bir duvarla çevrilmiştir. Bir de kalesi vardır. Azametlidir...Şehrin içinde olduğu gibi civarında da İslam dinine ait mabet ve mukaddes yerlere rastlanmaktadır. Kırım Hanı kendi paralarını buradaki darphanede bastırır” şeklinde bahsetmekteydi.

Eski Kırım, çok önemli bir ticaret merkezi olmasının yanında, eski zenginliği ve ihtişamlı günlerinin özlemi içinde iken, son Altın Orda hanlarından Seyit Ahmet Han’ın 1476’da Kırım’ı istila etmesi ve Eski Kırım’ı da yağmalaması ile büyük bir darbe yemiş ve bu istilanın ardından başkentin Bahçesaray’a nakledilmesi üzerine şehir yavaş yavaş terk edilmiştir.

Şu anki kasaba 1780 yılında Ruslar tarafından kurulmuştur.

Tarihi ve Mimari Eserleri ile Doğal Güzellikleri

Sultan Baybars Camii

Kırım’daki en eski camilerden biridir. Altın Orda Hanı Tula Buğa Han döneminde aslen Kırım’lı bir Kıpçak olan Memlük Sultanı Baybars Han tarafından yaptırılmıştır.

Makrizi’ye göre (1365 – 1442), “Mısır Memlük Sultanı Baybas, 1287 – 88’de Kırım’da Solhat’ta bir cami yapılması için 2.000 Dinar göndermiş ve caminin kitabesine de Sultan Baybars’ın adı ve ünvanı yazılmıştır. Baybars’ın bu camide çalışmaları için kendi taş ustalarını Kırım’a gönderdiği bilinmektedir.”

Evliya Çelebi Eski Kırım’ı anlatırken camiden muhtemelen o dönemde de yıkık olmasından dolayı bahsetmemektedir. Sultan Baybars Han Camii’nden günümüze sadece temel duvarları ulaşabilmiştir.

Özbek Han Camii ve Medresesi

Cami, üzerindeki kitabeye göre, Altın Orda Hanı Özbek Han zamanında Abdülaziz ibn İbrahim el Arbeli tarafından Hicri 714 (1314)’te yaptırılmıştır. Kıble duvarına dikey olarak uzanan üç nefli sade bir plana sahiptir. Orta nefi daha yüksek olan cami, iki sıra halinde sade mukarnas başlıklı, sekizgen biçiminde üçer sütun üzerine sivri kemerlerle oturan hafif meyilli ahşap bir çatı ile örtülüdür. Giriş tarafında, kuzeydoğu köşesinde yükselen bodur silindirik minare, ahşap şerefeleri ile tamirden kalmadır. XVIII. y.y.'dan kalma bir gravürde kâlahı yıkılmış bir minare, daha belirli hatları ile devrine uygun bir durumda görülmektedir.

Uzunlama üç nefli plânı ile, Özbek Han Camii, Anadolu'da Selçuklu ve Beylikler Devri tiplerine uymakla beraber, sekizgen sütunları ve meyilli ahşap çatısı bakımından .onların tonoz ve kubbe örtüsü ile klâsik sütun ve başlık şekillerinden farklıdır. İleri doğru çıkıntı yapan tâk kapıda ve mihrap çevresinde göze çarpan zengin taş süslemeleri de yine Anadolu Mimarisindeki örneklere bağlanmaktadır. Birkaç sıra mukarnas kavsaralı tâk kapının iki yanında uzanan geniş bordürler lotus, palmet ve damarlı rûmîler, üç dilimli yapraklar ve örgü motifleri ile işlenmiş olup, bunlar sapları ile birbirine bağlanarak kompozisyonu meydana getirmektedirler. Bunun tam benzeri olan taş süslemeleri, Beylikler Devri'nde, Menteşeoğulları'ndan İlyas Bey'in Balat (Milet) da yaptırdığı 1404 tarihli camiin cephesinde yatay olarak uzanan şeritler halinde görmekteyiz. Arada doksan yıl kadar bir fark olmakla beraber, Anadolu ile Kırım arasındaki bağlantı devam ediyor. Mihrap süslemesinde kıvrık dallar ve rûmîlerle işlenmiş geniş bordur ve üstte ustalıkla istiflenmiş oyma bir mihrap kitabesi göze çarpmaktadır.

Cami büyük bir medresenin kuzey duvarına bitişik olarak yapılmıştır. Bitişik olarak yapılan bu medresenin hemen hemen tamamı yıkılmış olup sadece cami duvarına dayalı tonoz kalıntıları ayaktadır.

Evliya Çelebi’ye göre; medresenin 733 (1332)’de Mehmed Giray Han zamanında Kılburun Kızı İnci Hatun tarafından (camiden 18 yıl sonra) yapıldığı belirtilmekte ve caminin içinde dört adet sütun olduğu, boyunun kıble kapısından mihraba kadar iki yüz ayak, enini ise yüz elli ayak olduğu belirtilmekteydi.

Hz. Osman zamanında çoğaltılarak dünyanın dört bir yanına dağıtılan Kur’an-ı Kerim’lerden biri de Özbek Han Camii’ndeydi. Yüzlerce yıl bu camide muhafaza edilen Kur’an-ı Kerim, Bolşevik İhtilali’nden sonra St. Petersburg’a götürülmüştür.

İhtilalin ardından uzun yılar ahır olarak kullanılan cami, 1990 yılında Tatarlar tarafından temizlenerek yeniden ibadete açılmıştır.

18. yy sonunda burayı gezen M. İvanova medrese hakkında bilgi ile genel görünüşünün bir resmini vermektedir. Bu bilgiler ışığında ve 18. yy’a ait bir gravüre göre, bir tâk kapıdan ve eyvandan geçilerek, taş döşemeli, ortası şadırvanlı açık bir avluya giriliyordu. Avluya açılan beşik tonozlu dört eyvan revaklarla birbirine bağlanıyor, bunların arkasında medrese odaları sıralanıyordu. Medresede Kur'an, tefsir, hadis, fıkıh gibi dinî konuların yanı sıra belagat, mantık, felsefe, aritmetik ve astronomi öğretiliyordu. Medrese ayrıca muvakkıthane görevini de yerine getiriyordu. Medresenin kuzey doğusunda tonozlu mumyalık yeri (kripta) olan türbede, ahşap alt yapı üzerine, firuze sırlı çinilerle ince süslemeli ve yaldızlı mermer bir lahit vardı. Ne zaman yıkıldığı kesinlikle bilinmeyen bu Solhat Özbek Han Medresesi, dört eyvanlı plânı ve revaklı avlusuyla Anadolu'ya bağlanırsa da, eyvanlar, revaklar, medrese odaları ve dershanelerin yerine oturmamış, iyi yerleştirilmemiş, doğudaki giriş bölümü ile batı tarafı arasında adeta bağlantı sağlanmamış gibi bir durum görülmektedir. Kuzey ve güney evyanları avlunun giriş cephesine bitişiktir.

Cami minaresi ile birlikte ayakta olmasına rağmen, medrese için aynı şeyleri söyleyebilmek güç. Medreseden cami tarafındaki duvarlar dışında geriye pek bir şey kalmamıştır.

Resim Galerileri

Eski Kırım civarında Kırım Tatar ressamlarının eserlerinin sergilendiği küçük galeri tipi evlerden çeşiti yağlı boya resimler satın alınabilmektedir.

Bezbaylan suyu

Yol üstünde Akmescit – Sudak yolu üzeinde Karasubazar’ı geçtikten sonra ana yol üzerinde suyu ile meşhur Bezbaylan’da mola verilebilir. Vakti zamanında köyde kutsal sayılan bir su ve yanında da bir ağaç bulunmaktaydı. Karay ve Kırım Tatar Türkleri bu ağaca niyet tutar, bez bağlarlardı. Bez-çaput bağlama işlemine de “Bezbaylan” denirdi. Bu su ile el yüz yıkanır, şifa niyetine içilir, niyet tutulurdu.

Surb-Haç Ermeni Manastırı

1358'den kalma Ortaçağ Ermeni manastırıdır. yarımadanın en eski yerleşimlerinden olan Eski Kırım'dan 4 km uzaklıkta, manzaralı bir yerde yer alır. ermenilerin Taurida'ya (Kırım) ne zaman geldikleri bilinmemektedir. Onlara göre, 13. yy'da büyük bir Ermeni kolonisi bu topraklarda yaşıyordu. Solhat'ta 14. ve 15. yy'larda dört Ermeni manastırı ile on adet kilise vardı. Aynı zamanda, Ermeni okulları ile Ermenilerin işlettiği dükkanlar vardı. Ermeni el yazmaları da mevcut idi. Kefe'ye yakın manastırda oradaki Ermenilerin soyunun Doğu Anadolu'daki Ani kentinden gelmiş olduğu belirtilmektedir. Solhat'ta kaleme alınmış eşsiz el yazması kitaplar şu anda Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Antik El Yazmaları Matendaran Enstitüsü'nde bulunmaktadır.

Bu civardaki dört manastırdan biri olan Surb-Haç manastırı dağ yakınlarındaki yoğun yabanıl bitkilerle kaplı ormanda yer alır. Farklı zamanlarda inşa edilmiş birçok binadan müteşekkildir. Manastır yüzyıllar boyunca Ermenilerin manevi merkezi olmuştur. Kutsal hac merkezi yapılmıştır. Ermeni kolonisinin belirli bir yaşama sınırı ve kendilerine ait merkezi bir yönetimi yoktu. Bu kilise sayesinde Ermeniler birleşmiş oldu. Kendi dillerini, geleneklerini ve dinlerini bu yörede korumuş oldular. Farklı zamanlarda Surb-Haç'ta Ermeni kültürü yaşamış ve yaşatılmıştır. Günümüzde devletin önem verdiği tarihi bir binadır.

Georgievskiy manastırı

13. - 14. yy'lardan kalma civardaki diğer bir tarihi yapıdır.

Sanat

Solhat (Eski Kırım) daki mimari eserlerin bitki motifli ve geometrik süslemeleri, yakında bulunan Kefe şehrinin islâmi ve kilise, havra gibi islâmi olmayan eserleri ile, Cenevizliler tarafından yaptırılan eserlere kadar etkisini göstermiştir. XIV. ve XV. y.y.'larda Türk Sanatı'nın kuvvetli etkisi, Türk eserlerinden başka Solhat (Eski Kırım) yakınında 1338 tarihli Surb-Haç Manastırı'nın tak kapısındaki kabartma süslemeler ile, Kefe'de XV. y.y.'dan bir sinagog (havra) nın tak kapısında ve Mangıp (Feodoro) da aynı yy'dan Teşkli-Bupine'deki şatonun kemerli pencere süslemesinde görülen zincir motifleri, geometrik rozet ve dolgularla bitki motiflerinde Sudak Cudiçe Kulesi'ndeki kitabede (1392) Ceneviz armaları arasındaki boşluklarda bulunan damarlı rûmîler ve geometrik geçmelerden kabartma süslemelerde kendisini belli etmektedir.


Disqus Yorum Sistemi

Özet

Eski Kırım

Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde, Akmescit’e 90 km, Kefe’ye 30 km mesafede 11.000 nüfuslu küçük bir kasabadır. Akmescit – Sudak karayolunda Karasubazar’ı geçtikten sonra Sudak’a doğru giden ana yolda, sola kıvrılan Starıy Krım tabelasını takip ederek bu tarihi şehre ulaşılmaktadır.

İlgili Bölümler : Yerleşim Yerleri

Son güncelleme : 08.06.2008 12:21:29

Okunma: 8683